15 Ekim 2009 Perşembe

Seslendirilmiş yazı: Kadınlar Hakkında

video

Şöyle der yasa:


Kabalıktır ısrar etmemek,
Bir kadın seni reddediyorsa.
Hemen bırakıp gidersen,
Şansın olmaz bir daha.

Onunla hayat bulduğunu,
Kadın her yaşta duymak ister,
Ve güzel olduğunu.

Üşüyorum diyorsa,
Verdiğin sade ceket olmasın.
Ona sokul ki,
Yüzü solmasın.

O da seni sever,
Çocuklarını seversen,
Saygı duyar sana,
Işıltısını översen.

Bırak anlatsın, sus ve dinle,
Konuşmuyor o zaten
Yüksek sesle söylüyor
Ne geçiyorsa zihninden.

Kaybetmemek için güvenini
Sırrını kimseye vermeyeceksin,
Ondan izin almadan
Mutfağına girmeyeceksin.

Şöyle der yasa:

Bir kadının ricası emirdir.
Artık sana emrediyorsa,
Bir kabalık ettin demektir.

İstediğin kadar sever seni,
Ona önce saygi duyarsan,
Her zaman sever seni,
Zarafetine uyarsan.

--------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
--------------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
MSN: savassenel@hotmail.com
savassenel@savassenel.com
-------------

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Seslendirilmiş yazı: Kızıma

video

Sen doğduğunda, ağabeyini, oğlumu ihmal ederim sanıp korkmuştum biraz. Ama öyle olmadı.

Bana ağabeyini unutturamadın! Zaten bunu da istemezsin!

Ama sen farklısın!

Gülümsemelerin, sokulman, nazlanmaların… Bir âlemsin sen!

Gelip bana sokuluyorsun ya, başını eğip kollarını bana doğru uzatarak dansa davet ediyorsun ya! Nerden öğrendiysen, yüzünde mahcup bir ifade var ya! Sana hayır diyemiyorum! Zaten hayır demek de istemiyorum!

Kapıdan çıkarken, beni usul usul, tane tane ve özenle öpüşün, sevgiyi duyumsamadaki dikkatin… Belli ki sevmek ve sevilmek için yaratılmışsın…

Kulağıma eğilip saçlarını kestirmek için izin isteyişin, ben izin verince sevinişin, ama yorulduğunda izin almadan kucağıma gelişin ve sarılman… senin saçlarını koklarken duyduğum sevgi ve bir yandan da seni bu denli sevmekten ürküyor olmam… Sen ilginç bir deneyimsin…

Hani bazen yanıma geliyorsun ya, beni özlemişsin, anlıyorum. Sen bir şey demeden sana sarılıp, saçlarını kokluyorum. Bunu büyüdüğün zaman da yapalım, olur mu?
Zaman, mekân ve aradan geçmiş olan yıllar benden bu imtiyazı almasın…

Senin kocaman hâlini düşünüyorum…

Bir babanın en büyük kâbuslarından birisi senin büyümüş hâlin olsa gerek!

Etrafındaki kişiler, senin zarafetinin, güzelliğinin veya çekiciliğinin altında kırılgan ve zarif bir kalbin olduğunu görebilecekler mi?

Başkaları da seni benim gibi sevecek mi?

Sen uyuyakaldığında, seni yatağına götürmek üzere kucakladığım zaman, sanki kalbini de kucaklıyorum; dünyanın en kırılgan varlığını taşır gibi oluyorum.

Bir gün birisi hayatını seninle geçirmek istediğini söylediğinde ve sen bunu bana ilettiğinde acaba ne yapacağım?

Sanıyorum, tek düşüncem sana kör ve geçici bir aşkla değil, saygıyla, sevgiyle ve şefkatle bağlanıp-bağlanmadığını anlamak olacak…

Sana bunları veren birisini ben de çok seveceğim, emin ol.

Sevmek, yanında endişe, ilgi ve korkuları da getiriyor…

Ve bazen yoruyor da.

Ama seni sevmek güzel…

Ve Allah Kerim…
-----------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
-----------------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
skype: savas.senel
-------------

6 Haziran 2009 Cumartesi

OĞLUMA


Seni çok iyi anlıyorum dalgın çocuk.

Duygulusun, düşüncelisin ve seni çok seviyorum.

Kokunu özlüyorum.

Büyümeni, değişmeni ve gülümseyerek bilgiçlik yapışını seviyorum.

Bir kitaba dalıp-gidişini seyretmeyi,
Veya sana komik gelen satırları okudukça odanda attığın kahkahaları evin uzak köşelerinden duymayı,

Bana itiraz edişini ve benden başka birisi olmaya başladığını görmeyi çok seviyorum.

Bana kolayca sokulmadığını, ama aslında bunu yapmayı çok sevdiğini biliyorum.

Bir gün büyüyeceksin. Bir şeylere üzüleceksin, belki âşık olacaksın.

Sessizleşeceksin. Ben hiçbir zaman arkadaşın olmadım, olmayacağım da.

Ama bana karşı daha da yabancılaşacaksın.

Seni anlamadığımı düşüneceksin ve bazen anlaşılmaz olacaksın da.

Ama seni sevdiğimi unutma.

Aramızdaki en güçlü bağ budur.

Her zaman bu bağı hatırlayıp yeniden başlayabiliriz.

Babamla beni birbirimize bağlayan en güçlü şey budur.

Yoksa ben de çekilir bir oğul değilim!

O da bazen beni kızdırır.

Ama severiz birbirimizi.

Çok duygusalım değil mi?

Bilsen aslında ne kadar gerçekçiyim!
------------------------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
------------------------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
skype: savas.senel

Etiketler:

BENİM EN GERÇEK HÂLİM!


42 yaşındayım: Biraz büyüdüm sayılır!

Çocukken, bize “erkekler ağlamaz” diye öğretmişler.
Ondan beri gözyaşlarımı içime atmaya çalıştım; çok birikince yazılar-şiirler besleyip-büyüttüm!
Dayanamadığım; kendimi tutamadığım zamanlar oldu!
Lavabolarda, hastane kuytularında ve sokaklarda tanıdığım kimseler görmesinler diye gizlice ve sessizce ağladığım oldu!

Benim çocukluğumun İstanbul'unda, ahşap evler, varlıklarından dolayı mahcubiyet içinde değillerdi; “yıkılsak ne olur!” diye inlemezlerdi ve içlerinde insanlar yaşardı.
O evlere bakıp da “Yansa da yerine betondan evler yapsak” deyip-bekleyenleri yoktu o evlerin!

Sokaktan dondurmacılar geçerdi ve biz de onlardan dondurma alır-yerdik.
Hijyen falan umurumuz değildi.
O zamanlar reklâm sektörü dondurmaya el atmamıştı, dondurma masum bi’ şeydi!

Annem yaşıyordu o zamanlar…
Ailesini seven, hüzünlü güzel ve gencecik bir kadındı.
Annem beni hiç bırakmayacak sanırdım.
Beni kucağına alır, kendi satın almış olduğum, ama okuma-yazma bilmediğim için okuyamadığım dergileri bana okurdu.

Ne güzel anlarmış!

Annem ölünce gizli-gizli ağladım.
Ulu-orta ağlayamadım.
Çok şey değişti, acım değişmedi.
Birçok şeye alıştım.
Saklasam da, annemin yokluğuna alışamadım.
Zamanla geçer sandım.
Aldanmışım…

Ben büyüdüm, ama özlemim de büyüdü.
İstatistiklere göre bir sayının eksilmesinden ibaret olan;
Biyolojiye göre doğal sayılan bu ölüm ve ayrılık, benim için hiç de öyle olmadı.
Annemi hep özledim…

Boğaz köprüsünden yürüyerek geçtik.
Babam, ben ve amcamın çocukları vardı.
Köprü beşik gibi sallanıyordu.
Çok güzeldi boğazın görüntüsü oradan!

Ortaokuldayken Jane Fonda’ya âşıktım.
O zamanlar gencecik, sarışın ve çok güzel bir kadındı!
Gözüm Ne Türkân Şoray’ı ne de Fatma Girik’i görüyordu.
Ona, Jane Fonda’ya, mektup atmayı düşünürdüm.
O zamanlar internet yoktu, PTT vardı.

İlkokula gittiğim gün, dün gibi duruyor gözlerimin önünde.
Okulun bahçesi, bana çok büyük gelirdi o zamanlar.
Uzun zaman önce gittiğimde okulun ve bahçenin ne kadar küçük olduğunu fark ettim.
O sıralar, yerde bulduğum kâğıtları bile okurdum.
Nerden bileyim, bilmenin biraz da acıtan bir şey olduğunu!

Arkadaşlarım birkaç kez beni terk ettiler!
İnandığım yolda yalnızsın dediler!
Savunduğum şeylere dair bilgi birikimim, onlara olan inancım kadar güçlü değildi!
Arkadaşlarımı İkna edemedim!
Çocukluğumdan beri sorgulanmaya; düşünsel olarak hırpalanmaya alıştım!
Gülümseyerek yürümeye alıştım.
Ama karşımdaki bir çocuk da olsa, haklıysa ikna olmaya hep hazırdım!

Çok yazarım, şiir de yazarım, ama gerçekten şiir yazarım!
Okuyunca sızlanan, canlanan şiirler ve inciten dizeler yazarım!

Artık büyüdüm.
Şimdi kendimi, çocukları, erkekleri ve kadınları daha iyi anlıyorum.
Babamı daha iyi anlıyorum.

Babama onu ne kadar çok sevdiğimi hâlâ söyleyemiyorum, ama belli edebiliyorum!
Ona çokça sarılıyorum; daha sık takılıyorum!

Anladım ki içimdeki çocuk büyümemiş.
Yaptığım tek şey onu saklamayı öğrenmek olmuş.

Aslında benim en gerçek hâlim oymuş.
Onu seviyorum…
Ama çok seviyorum!

--------------------------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
------------------------------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
skype: savas.senel

Etiketler: , , , , , , , ,

2 Haziran 2009 Salı

Seslendirilmiş yazı: Telvesiz Kahve!

video

Telvesiz kahve olur mu? Olur! Şaşırırsınız lezzetine! Telvesiz kahve, "falsız kahve" demektir!

Falsız kahve, dertsiz kahvedir. Çünkü fallarda üzücü şeyler de çıkar! Gerçi, benim baktığım fallarda dert az olur, zira derdi içime atarım söylemem!


Kahveyi seviyorum! Telvesiz olanını da seviyorum! Hele, ilk kez ve acemice yapılmış olanını daha çok seviyorum! İçindeki heyecanı seviyorum!

Yaşanan küçük mahcubiyet, yeniden ve benim için kahve yaptırır diye; bende hatırı ve hâtırası kalır diye seviyorum.

Daha bir sürü şeyi seviyorum!

Akşamın çerçevelediği küçük mumları, sessizliği, suskunlukları, sükûnu ve üşümüşlüğün bıraktığı serinliği seviyorum!

Odada duyulan, ama aslında uzaklardan gelmiş olan melodiyi, özenle kurulmuş olan sofrayı, giyilmemiş terlikleri ve sessizce içilen çayı seviyorum.

Duvara yaslanıp-dinlemeyi, yeni bir evi, yeni bir hayatı gezer gibi gezmeyi ve karşılıklı duyulan saygıyı seviyorum.

Dinleyebilmek için susmayı seviyorum.

Yeniden gelebilme umuduyla gitmeyi seviyorum.

Ne çok şeyi seviyorum!

Ne güzel şeyleri seviyorum!

Şükretmezsem olur mu?
------------------
Savaş ŞENEL
------------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
Skype: savas.senel

Etiketler: , , , ,

dailymotion-domain-verification=dm2fwylev4ltjc22m